HAKAN DEMİRLE YAPTIĞIMIZ ÇOK ÖZEL RÖPÖRTAJ

Dikkat, yeni bir pencerede aç. PDFYazdıre-Posta

HAKAN DEMİRLE YAPTIĞIMIZ ÇOK ÖZEL RÖPÖRTAJ

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hocam takımın son durumu hakkında bizleri bilgilendirebilir misiniz?

H.D: Takım sene başına göre çok değiştiği için, son iki üç haftadır yabancı sayımızın da bitmesiyle, takımımızın en son şekline ulaşmış bulunmaktayız. Sene başında kurduğumuz takım oldukça iyi bir takımdı. Mario Austin, Jovo Stanojeviç, Mire Chatman, Marcus Faison gibi kendini Avrupa da kanıtlamış oyuncular ve yanında da tecrübeli Türk oyunculardan oluşan. Ama belli sebeplerden dolayı oyuncuların ayrılmasıyla yeni bir takım kurduk. Yeni takımın kurulma aşamasında da takım birçok sefer değişti. Şuanda en son geldiğimiz durum bu şartlar altında olabilecek en iyi takım diye düşünüyorum. Şuanda da kendi sahamızda maç kazanıyoruz, deplasmanda da maç kazanmaya ihtiyacımız var, eğer deplasmanda da bir iki tane önemli galibiyet alırsak, sezonu istediğimiz yerlerde bitirmiş olacağız.

Sanırım kepez ve erdemir mağlubiyetleri beklenmeyen durumlardı?

H.D: Erdemir maçında, Denis Mims cezalıydı, diğer uzunumuz yoktu, Mire Chatman bir önceki maçta ceza aldığı için Amerika’ya gitmişti ve yeni gelmişti. Onlarda iyi oynadılar.Kepez maçında, K’Zell Wesson yeni gelmişti. Açıkçası iyide oynamadığımız bir maçtı. Tabi o maçların hepsini kazanmak isterdik. Sene başındaki takımımız devam etse veya belirli bir sistemimiz devam etseydi, herhalde ligin üst sıralarında olacaktık. Ama bütün bu sıkıntılara rağmen, yine takım belirli bir noktaya ulaştı ama durduğumuz yerde daha sağlam kalabilmemiz için, maç kazanmaya devam etmemiz gerekmekte.

Önümüzde, Fenerbahçe Ülker ve Türkiye kupası maçlarıyla başlayan zorlu bir süreç bizi beklemekte, takımın son durumu düşünüldüğünde, bu maçları kaldırabilecek yapıya, uyum açısından şu süreçte geldi diyebilir miyiz?

H.D: Bu tip durumlarda, olayı sadece takım diye düşünmemek lazım. Takımı oyuncular oluşturmakta, arkasında bu işin bir yönetim kısmı var, teknik kısmı var, arkadaşlık var, sinerjisi var, taraftar kısmı var. Yani başarının gelmesi için birçok faktörün bir arada olması gerekli. Burada hem yönetimimize hem taraftara hem de takıma önemli görevler düşüyor. Takımın iyi oynaması için bütün şartların bir arada olması gerekiyor. Eğer bu şartlar sağlanırsa, Efes pilsen maçı da Fenerbahçe Ülker maçı da kazanamayacağımız maçlar değil. Sonuçta kendi sahamızda oynayacağımız maçlar, eğer Akatlar’ın o eski havasını yakalayabilirsek, sonuçta Efes pilsen de, Fenerbahçe Ülker de maç kaybeden takımlar. Belki Türkiye de Efes Pilsen az maç kaybediyor ama yenilmeyecek takım değil diye düşünüyorum. Yani bizim bir gücümüz var, o gücü ortaya koyabilmemiz için şartların sağlanması gerektiğini düşünüyorum.  

Doğru zamanda, doğru şartların ve doğru bir kimyanın şart olması gerekliliğini düşünüyorsunuz?

H.D: Bizim artık bu takımın ve kulübümüzün, bu takımı tekrar aşağı düşürme lüksümüzün olmadığını düşünüyorum. Bu takımın belirli bir yerde kalıp ve yukarıya doğru sezon sonuna kadar, play-offlar da dâhil olmak üzere hep yukarda kalması gerektiğini düşüyorum. Çünkü BÜYÜK BEŞİKTAŞ taraftarı bunları bekliyor ve bu bizim hepimizin onlara karşı bir sorumluluğu.

Biz taraftarlar adına Son haftalarda,  gerek federasyon olsun, gerek hakemler olsun, takımımıza karşı negatif bir tutum sergilendiğini düşünüyoruz. Sizin bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?

H.D: ilk olarak Selçuk üniversitesi maçından başlamak isterim. Selçuk üniversitesi maçında benim aldığım iki maçlık ceza, Mire Chatmanın aldığı bir maçlık ceza, Denis Mimsin aldığı iki maçlık ceza, ağır para cezaları, bence BEŞİKTAŞIN o pozisyonda hak ettiği şeyler değildi. Halada bunları söylüyorum, kesinlikle yanlış değerlendirilmiş, yanlış kararlar verilmiş bir pozisyon diye düşünüyorum. Ama bunun içinde kimseyi suçlamak istemem. Devamında da, hakem kararlarıyla ilgilide pek konuşmak istemem, ama belki de kamuoyunda takımlar üzerine oluşan ön yargılar, belki hakem arkadaşların bilinçaltında bir takım etkiler yaratabiliyordur ama ben bilinçli bir şekilde hiçbir hakem arkadaşın, hiçbir kulübe karşı özel bir seçimi olabileceğini düşünmüyorum, düşünmekte istemiyorum. Dolayısıyla da bu sezon sonuna kadar, Türkiye kupası ve play-offlar da dâhil olmak üzere, bu hakem arkadaşlarımız maçları yönetecek. Sonuçta esas olan, karşılıklı güvenin saygının devam ettirilmesi. Onun için bizim taraftarımızın da sabırlı davranması gerekiyor. Çünkü bu ligi oynadığımız sürece bu hakem arkadaşlarla devam edeceğiz. Tabi ki belirli olaylar karşısında, haklı durumumuz var ise, bir haksızlığa uğradıysak, bunu net bir şekilde ortaya da koymak isteriz. Şuana kadar yaşadığımız olay içinde, tabi ki hakem kararlarıyla son saniyede maç kazanıp, kaybettiğimizde olmuştur. Ama en bariz örneği, Konya maçındaki değerlendirmelerin kötü niyetli değil ama yanlış değerlendirildiğini düşünüyorum.

Takımımızın kimyası sene başına göre çok farklı bir durum almakta. Özelliklede uzun konusunda sıkıntı yaşadık diyebiliriz. Transfer döneminde; Jelani Mccoy, Justin Williams isimleri ön plana çıkmaktayken. K’Zell Wessonla sözleşme imzaladık. Özellikle Wesson transferin deki bekleme sürecinde, diğer oyuncularında Türkiye’ye gelip beğenilmemesi etken oldu mu?

H.D: Ben mümkün olduğu kadar sezon başında bir takım kurup onunla devam etmek isteyen, onla her gün yeni detaylara yoğunlaşmak isteyen, takım yapısının olgunlaşmasını isteyen bir antrenörlük yapıyorum. Ben her maç yeni bir oyuncu gelsin, o oyuncu bize bir maç, iki maç kazandırsın sonra gitsin diye düşünen bir antrenör değilim. Ben takımın, sinerji yaratmasına, beraber oynamaktan zevk almasına, bu alışkanlıkların oturmasına, hem savunma hem hücuma alışması gerektiğine inanan bir antrenörüm ama şartlar gereği bu oyuncular ayrıldıktan sonra, sezon ortasında yapacağımız tüm transferler son derece riskli transferler. Bizimde yabancı hakkımız azaldığı için, burada benim beklediğim, bize tamamen teknik olarak fayda getirecek oyuncudan çok, şuan ki oluşan yapıyı bozmayacak, arkadaşlığı devam ettirecek ve sinerjiyi arttıracak bir oyuncuya ihtiyacımız vardı. İsmini verdiğiniz oyunculardan sadece Justin Williams’ı Türkiye’ye getirdik ve Justin Williams da belki ileride iyi oyuncu olabilir ama kapasite olarak bizim istediğimiz seviyede olmadığını gördük. Ayrıca çok genç bir oyuncu, onun gençliğinin getirdiği sorunlarla da uğraşmamız gerekebilirdi. Tabi ki K’Zell Wesson’dan oyuncu olarak daha uzun bir pivotu tercih etmek isterdim ama oyuncular arasında da hem karakter olarak, hem oyuncular olarak, hem de kulübün şuan ki yapısına uyması bakımından başka bir oyuncu bulamadık. Wesson’un şuana kadar olan çabasından da memnunum.

Denis Mimsin Türk olma durumuna gelecek olursak, şuan da hangi aşamada?

H.D: Sezon başında uzun yapısını kurarken, Jovo Stanojeviçi beş numarada, Mario Austini dört numara da, Adem beş numarada ve Cevher 4 numarada diye dörtlü bir uzun yapısı kurmuştuk. Bunun üzerine de, Denis Mimsinde eşinin Türk olması ve bir çocuğunun olması dolayısıyla ayrıca da uzun yıllar Türkiye de olması ve oynuyor olması sebebiyle, sezon içinde Türk pasaportunu aldıktan sonra Türk oyuncu olarak oynatmayı düşünüyorduk, böylece o yapıyı daha kuvvetlendirecektik. Fakat bu oyuncuların gitmesi dolayısıyla, takımın değişime uğramasıyla, bizimde mimsi bir süredir biliyor olmamız ve bizle idman yapıyor olmasından dolayı, o sıkıntıların içinde bizde onu yabancı statüsünde oynatmaya başladık. Bu sezon onun Türk pasaportu alma işlemleri devam ediyor, Ankara da bildiğim kadarıyla bir süreç ilerliyor. Onu kulüpten arkadaşlar takip ediyorlar ama bu saatten sonra Denis Mimsin Türk pasaportu aldıktan sonra, hemen Türk statüne geçirebilir miyiz açıkça o konularda çok fazla teknik bir bilgiye sahip değilim. Ama biz Denis Mimsden yabancı oyuncu olarak yararlanmaya çalışıyoruz.  

Taraftarlar arasında Ömer Ünver’in rotasyonda yer almaması özellikle çok tartışılan bir konu. Ömer’in sistem icabımı yoksa sakatlığından dolayı mı süre almadığı konusunda bizleri aydınlatabilir misiniz hocam?

H.D: Ömer Ünver benim uzun zamandan beri tanıdığım bir oyuncu, genç ve yıldız milli takımda ben antrenörlük yaparken takip ettiğim bir oyuncu. Ömer uzun yıllar çeşitli kulüplerde, uzun süreler alarak skorer kimliği ile ön plana çıktı. Fakat benim bu seviyelerdeki basketbol anlayışımda, açıkçası oyuncuların birinci özelliğin savunmacı olmaları daha önem arz ediyor. Çünkü mümkün olduğu kadar az sayı yemeye çalışıyoruz. Gerçi bu değişen durumlarda çok fazla o kimliğimizi sergileyememiş olabiliriz. Mesela Türkiye kupasında gruplarda en az sayı yiyen ekip konumundaydık. Dolayısıyla oturmuş bir kimliğin içinde, benim yaptığım antrenörlüğün içinde de savunmada az sayı yemek, iyi savunma yapmak, rakibin atış yüzdesini düşürmek benim için önem taşıyor. Yani Ömer’in bu kimliğine biraz daha soyunması gerekiyor. Onun dışında, belki daha kısa sürelerde, yani oyuna girer girmez oyuna başlıyor ısınıyor olması gerekiyor. Eğer büyük kulüpte oynuyorsanız, büyük takımda geniş bir kadronun içinde oynuyorsanız, tabi bu Otuz dakikalık sürelerden çok daha az sürelerde daha çok iş yaparak o sürenizi arttırmanız gerekiyor. Ama Ömer son derece iyi bir profesyonel, son derece düzgün karakterli bir oyuncu, savunmasında da önemli gelişmeler oluyor. Tabi ki iyi şutör, bunu göz ardı edemeyiz ama onun şutörlüğünün ve skorer kimliğinin ön plana çıkabilmesi için, oyuna girer girmez iyi savunma yapması ve hücuma da hemen katkı yapması gerekiyor. Çünkü onun o pozisyonun da baktığımızda, Jimmy Baxter, Muratcan Güler, Haluk Yıldırım, aynı zamanda Chatman’ın iki numaraya kaymasıyla rotasyonda bir kalabalık’lık var. Dolayısıyla bende Ömere daha fazla süre vermek istiyorum ama dediğim gibi önemli olan onun savunma anlayışının yükselmesi, hem fiziksel hem zihinsel olarak, aynı zamanda da kısa sürelerde daha fazla iş yapmaya başlaması gerekiyor. Sezon henüz uzun yani bunun içinde sakatlık var, bunun içinde formsuzluk var Ömer’inde mutlaka oynayacağı kritik maçlar gelecektir. Onun için kendini sürekli formda tutması gereken bir oyuncu.

Hocam son olarak BEŞİKTAŞ taraftarına söylemek istedikleriniz nelerdir?

H.D: BEŞİKTAŞ taraftarı benim BEŞİKTAŞLA ilk anlaştığım zaman, benim için en önemli heyecan, BEŞİKTAŞ DA antrenörlük yaparken benim akatlar da o seyircinin önünde antrenörlük yapabilecek olmamdı. Çünkü BEŞİKTAŞDAKİ diğer senelerde yaşanan sıkıntıları, diğer antrenörler gibi bende biliyordum. Ama bu görevi kabul etmememin en büyük sebebi gerçekten böylesine büyük ve etkili bir taraftar kitlesine sahip olan bir takımın başında olmaktı. Fakat açıkça, dürüstçe söylemem gerekirse bir hayal kırıklığı yaşadım yaşıyorum da. Bizim bu takım sezon başından beri, yani işler daha kötü gitmeden, takım üst üste maçlar kaybetmeden önce dahi, yeterince istediğimiz bir seyirci kitlesini orda göremedik. Ve onu Avrupa maçlarında da göremedik. Benetton maçına hala üzülüyorum, orda elli, altmış kişiye oynadık. En azından bin kişi olsaydı, biz eurocupta da turu çok rahatlıkla geçebilirdik. Aynı şekilde de khimki maçını bir sayıyla kaybettik, orda eğer o seyirci taraftar gelmiş olsa orayı doldurmuş olsa, biz o maçları geçebilirdik. Kendi sahamızda Aliağaya son saniye basketiyle kaybettik. Aynı şekilde hiçbir seyirci olmadan kaybettik. Oyak reno maçını iki sayıyla kaybettik yine seyirci yoktu. Yani bunlar, orda seyirci olması demek, rakip üzerinde ciddi bir psikolojik baskı yapması demek, hakemler üzerinde en azından kritik anlarda bir söz sahibi olmak demek, ama maalesef biz sezon başından beri bu desteği göremiyoruz. Hani bunu göremediğimiz zamanda arkadaşların kendince şöyle bir söylemleri var, takım iyi gitsin sonra biz gelelim ve takım iyide gittiği üst üste kazandığı zamanda tam anlamıyla bunu göremiyoruz. Dolayısıyla taraftara bir sitemim var, çünkü inanıyorum ki onların olduğu her maç, bizim şuan ki galibiyet yüzdemizin üzerinde olacaktı, Avrupada da yolumuza devam ederek o sıkıntıları aşmış olacaktık. Tek bir umudum da var, hani bundan sonraki maçlar da önümüzde, Efes maçı var Fenerbahçe maçı var Telekom maçı var, yani bu maçlardan da maç kazanmamız lazım ki şuanda bulunduğumuz beşincilik pozisyonunu devam ettirebilelim. Dolayısıyla taraftarımızın akatlara tekrar gelmesini bekliyorum. En azından sezonun artık sonuna doğru geliyoruz, bu kritik maçlarda bizi desteklemelerini bekliyoruz. Çünkü onlarla basketbol güzel, yani BEŞİKTAŞ taraftarı gerçekten çok özel bir taraftar, onlar geldiği zaman, olan atmosfer olan hava başka hiçbir yerde olmayan bir durum. Dolayısıyla taraftarımızın orda gelip kendilerini hissettirmeleri gerekiyor. Onlar geldiği zaman bu takım çok daha iş yapabilir, dolayısıyla o güzelliği o taraftarın müthiş atmosferi yaratmasını bekliyorum açıkçası. 

Hocam bu değerli vaktinizi bize ayırdığınız için çok teşekkür ederiz.

H.D: Ben teşekkür ederim.

 

 

röportaj: SAVAŞ SEFER, LEVENT ESMERAY, METİN SÖNMEZ

not: Bu röportaj türkiye kupası maçlarından önce gerçekleştirilmiştir. 

www.bjkbasket.org özel haberidir kaynak kullanılmadan gösterilemez.