BURAK BIYIKTAY RÖPÖRTAJI

Dikkat, yeni bir pencerede aç. PDFYazdıre-Posta

BURAK BIYIKTAY İLE ÇOK ÖZEL BİR SÖYLEŞİ

 

İlk olarak play-off finaline uzanan, kısa bir koçluk dönemi, ardından geçtiğimiz sezonun ortasından almış olduğunuz bir takım ve sonunda ilk kez kendi oluşturmuş olduğunuz bir takımla sezon başlangıcı. Burak Bıyıktay’ın kendi motivasyonu ve heyecanı açısından daha farklı bir sezon olabileceğini söyleyebilir miyiz?

B.B: Evet ilk kez tüm sezon olarak bir koçluk kariyerim olacak. Daha önceden, asistan koç olarak tüm sezon görev yaptım ama baş antrenörlüğü hep yarı sezonda aldım. İlk defa bu sezon başından itibaren ve kendi kurduğum bir kadroyla yola çıkıyorum. Tabi benim hedefim her zaman çok başarılı olmak ve açıkçası daha önce yaşadığımız final tecrübesini, tekrar yaşamak istiyorum. Tabi bunlar çok kolay işler değil, çünkü karşımızda çok yüksek bütçesi olan takımlar var. O takımlar ile mücadele etmek çok kolay değil ama her zaman söylediğim gibi bütçe her şey değil. Doğru takımı, doğru organizasyonu yaptığınız zaman, o başarının geleceğini düşünüyorum. İyi bir takım oluşturduğumuzu düşünüyorum. Hedefimiz de tekrar Beşiktaş’a final oynatmak ve öncelikle ligi ilk üç içinde bitirmek ve daha sonrada da finale çıkabiliyorsak, finale kalmak.

Geçtiğimiz yıl sezona menajer olarak başlamıştınız. Burak Bıyıktay için menajerlik mi? Yoksa koçluk mu daha ön planda?

B.B: Tabi ki de koçluk daha ön planda. Daha öncede koçluk olarak kariyerime devam ediyordum. Geçtiğimiz sezonda menajerlik görevi teklif edilmişti, bunu kabul ettim ama asıl başından beri yaptığım iş antrenörlük. Oyunculuk kariyerimden sonra, önce alt yapılarda, sonra yardımcı antrenörlük ve en sonunda da baş koçluk olarak kariyerime devam ettim. Sonra menajerlik yaptım ama zaten benim yaptığım menajerlik, sportif direktörlük gibiydi. Daha çok işlerin spor tarafıyla uğraşıp, idari işlerle de uğraştığım oluyordu. Dolayısıyla benim için ön planda olan antrenörlüktü.

Bu sezona gelecek olursak, yerli kadromuzu koruduğumuz, yabancı oyunculardan ise, Mire Chatman haricindekilerin takımdan ayrıldığını görüyoruz. Özellikle yerli kadronun muhafaza edilmesi, geçtiğimiz yılki başarılı performansları mı? Yoksa takım kimyasına daha uygun isimler olmaları mı?

B.B: Bunların ikisi de etken diyebiliriz. Zaten geçen yıl bu oyuncuları alırken transferi yine ben yapmıştım. Malumunuz sezona başlarken antrenörümüz belli değildi. Bu sezonda aynı şekilde, o oyuncular benim tercih ettiğim oyuncular oldu. Hem kendileri çok başarılı oyuncular, hem de Beşiktaş dinamiklerine uygun, çok iyi sporcular. Zaten ilk olarak Türk oyuncuların transferini bitirdik. Daha sonrada gerekli yerlere gerekli yabancı transferlerini yaptık. Ben şuna çok inanıyorum, özellikle Türk oyuncular ne kadar iyi ise, ne kadar performans veriyorsa, yabancı oyuncularda onlara ayak uyduruyorlar ve takımı taşıyanlarda onlar oluyorlar. Bu senede takımı taşıyan onlar olacaktır.    

Geçtiğimiz yıldan bazı oyuncular ayrılmış gözükmekte. Özellikle taraftarların Mire Chatman ve Jimmy Baxter’ın iyi bir uyum yakaladığı ve bu sezon için bunun devam etmesinin, takım açısından faydalı olacağı yönündeydi. Keza başarılı bir sezon geçiren Mehmet Yağmurunda takımdan ayrıldığını görüyoruz. Bu iki oyuncunun takımdan ayrılması sizin insiyatifinizle olan olaylar mı? Yoksa şartlar mı bunu gerektirdi?

B.B: İkisi de benim inisiyatifim doğrultusunda oldu. Jimmy Baxter çok yetenekli bir oyuncu, fakat dışarıdan görülmese de, takım arkadaşları ile uyumu konusunda ufak tefek sorunlar oluşturuyordu. Belki onlarda giderebilirdi ama kendisi de çok astronomik bir rakamlarla önümüze geldi. O yüzden de onu hiç tercih etmedik. Mehmet Yağmur ise, biz ona geçtiğimiz yıl 20-22 dakika civarlarında süreler verdik, fakat onun beklentileri sanırım daha fazlaydı, daha çok birinci guard olarak oynamak istiyordu. Ama elinizde Mire Chatman gibi bir guard varken, Mehmet Yağmuru birinci guard yapamazsınız. Mehmet Yağmurda iyi bir guard, oda daha fazla süre alacağı ve birinci guard olacağı Tofaş’a gitti, bizde gitmesinde bir sakınca görmedik, inşallah orada da başarılı olur.

Taraftarlarda şöyle bir kanı hâkim, Daha önceki röportajlarınız da, Engini daha fazla iki numara olarak düşündüğünüzü söylemiştiniz, bu bakımdan Chatman’ı yedeklemesi açısından, Mehmet Yağmurun takımda kalması daha yararlı olmaz mı diye sorulmakta?

B.B: Öncelikle ikisi aynı tip oyuncular değiller. Biz aslında Engini daha çok iki numara değil, Chatman’ı iki numara olarak düşünüyoruz. Geçtiğimiz sezonda, Mehmet Yağmur ile Chatman yan yana oynadıklarında, Mehmet Yağmur 1 numara, Chatman 2 numara oynadı. Dolayısıyla Chatman ve Engin ikisi birden sahada olduklarında, Engin 1 numara, Chatman ise 2 numara olarak oynayacak. Ağırlıklı olarak bu şekilde sahada göreceksiniz diyebilirim.

Geçtiğimiz yıl Baxter gibi skorer bir oyuncuyu kadromuzda barındırıyorduk. Bu sezon için ise Brad Newley gibi çokta skorer olamasa da, savunma yönü kuvvetli olan ve daha takım için oynayabilen bir oyuncuyu kadromuza kattığımızı görüyoruz. Diğer yerli oyuncularımızın da skor açısından, devam sorunu yaşabileceğimiz isimler olarak düşündüğümüzde, bu pozisyon için daha skorer bir ismin kadroya katılması düşünülemez miydi diye taraftarlar sormakta.

B.B: Özellikle herkes şunu göz ardı ediyor. Jimmy Baxter skorer bir oyuncuydu evet, ama senin pivotun Wesson skorer bir oyuncu değildi. Ama şimdi senin pivotun daha skorer bir oyuncu, daha skora yatkın 1-2 numara oynayabilen bir oyuncun var. Artı olarakta Mire Chatman’ın var. O bakımdan düşündüğümüzde, o pozisyona daha skorer bir oyuncu aldığınızda, top paylaşımında sorun olacaktı. Baxter atarken, Chatman atarken, Engin, Haluk, Muratcan atarken, o pozisyona skorer bir ouyuncu koyduğumuzda, top paylaşımı açısından sorun yaşayacaktık. Bred Newley baktığımızda, yunan liginde, 11-12 sayı ortalamasıyla oynuyor. Siz Jimmy Baxter’ın burada 16-17 sayı ortalamasıyla oynadığına bakmayın, kadro darlığı yüzünden çok yüksek sürelerde sahada kalıyordu. Ben skor anlamında Jimmy Baxter’ın hiçbir zaman kötü bir oyuncu olduğunu düşünmüyorum ama Bred Newley’in takım kimyasına daha uygun bir oyuncu olması, ayrıca genç ve başarıya aç oluşundan dolayı, daha da iyi bir performans verebileceğini düşünüyorum. Tabi birde müdafaa yönünü de unutmamak gerekli.

Geçtiğimiz yıl pota altı rotasyonunda, rakiplerimize oranla daha kısa oyuncular ile mücadele ettik diyebiliriz. Bu sezonki tercihlerimiz olan, Loony Baxter ve Kevin Fletcher’ın da, geçtiğimiz yılki tercihlerimize benzediğini görmekteyiz. Kamuoyunda da, Beşiktaş’ın rakiplerin uzunlarını da düşünerek, daha uzun oyuncuları kadrosuna katacağı düşünülmekteydi. Yani 2.10 ve üzeri bir oyuncu diyebiliriz. Özellikle Loony Baxter tercihinizde, çabukluk mu ön plandaydı, yoksa sisteminize uygun bir oyuncu olması diyebilir miyiz?

B.B: Hem oyuncunun çabukluğu, hem de oynatacağım sisteme uygun olması diyebiliriz. Hem de boyu 2.03 olmasına rağmen, kollarının çok uzun olması, ayrıca hakiki bir pivot olması, onu tercih etmemde önemli rol teşkil etti. Şimdi şöyle bir kanı var, pivot pozisyonu için 2.10 ve üzeri olan bir oyuncu gerekli. Hem 2.10 hem de pivot pozisyonunu oynayabilen bir oyuncuya 1,5 milyon dolar veya 1 milyon dolar vermeniz gerekli. Böyle bir oyuncuda dünyada çok az var. Bu tip oyuncuların var olanları da, büyük paralara NBA’de oynuyor. Biraz alt kademe olanları da, Avrupa da Eurolig seviyesinde takımlarda oynuyor. Dolayısıyla biz biraz daha undersize ama beş numara özellikleri çok iyi olan, bir oyuncu almayı seçtik. Burada şöyle bir şeyde var, 2.10 olunca ne gibi avantajlarınız var. 2.05 olunca ne gibi dezavantajlarınız var, bunları tartmak lazım. Özellikle geçen yıl ligde oynamış, bir sürü 2.10’luk oyuncu var, acaba hangisi Wesson’dan daha etkiliydi onu düşünmek lazım. Önemli olan oyuncunun efektifliği açıkçası. Dolayısıyla Loony Baxter, NCAA şampiyonluğu yaşamış, NBA’de senelerce kalmış, Euroligde bir sürü takımda oynamış. Yani onlarda bütçeleri olan takımlar, acaba niye onlarda 2.10 ve üzeri bir ismi almamış, Loony Baxter’ı tercih etmiş, bunları düşünmek lazım. Ribaunt açısından düşünüyorsanız, istatistiklere bakabilirsiniz, ribaunt zaten bir kişinin aldığı bir şey değil, takım olarak ribaunt almak önemlidir. Özetle Loony Baxter, takımımız açısından, bence çok doğru bir tercihtir.

Wesson’dan söz açılmışken, kendisinin bosman statüsüne geçip, takımda kalma durumu söz konusuydu, sanırım bu gerçekleşemedi.

B.B: Gerçekleşmedi şöyle, hali hazırda bosman statüsü kazanıp kazanmadığı belli değil. Menajeri bosman olduğunu, fakat gidip almadığını söylüyor. Fakat bunun dışında bizden çok astronomik bir rakam istediler 500 bin Euro gibi. Tabi bu parada hiçbir zaman verebileceğimiz bir para değil. Ayrıca o parayı edebilecek bir oyuncu da değil açıkçası. Dolayısıyla da ondan vazgeçtik. Bosman olsaydı, belki Kevin Fletcher’ın yerine onu kadroda tutabilirdik. Kevın Fletcher’ı burada tercih etmemizin sebebi, daha size’lı olması, 2.07 ve daha uzun oyunculara karşı, uzunluk avantajımızı kullanmak açısından onu tercih ettik.

Oyuncuların Beşiktaş’a geldikten sonra, kariyerlerinde hep bir atlama noktası yaşadığını görmekteyiz. Fakat bu oyuncuların ikinci senelerinde, takımın onlara kattığını görmeyerek, astronomik rakamlar isteyebilmekteler. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

B.B: Tabi ki de. Beşiktaş şuanda Avrupa’da bir marka. Bugün için Beşiktaş Basketbol takımını Avrupa’da bilmeyen yok. Dolayısıyla Beşiktaş’la oynamakla, diğer takımlarda oynamak arasında fark var. Tabi ki de, Türkiye’de başka marka değeri olan takımlarda var ama Beşiktaş önemli bir marka. Dolayısıyla da buraya gelip iyi bir performans sergileyen oyuncular, fiyatlarını katlayarak gitmekte. Bununda örnekleri saymakla bitmez. Tyrone Ellis, Khalid El-Amin, Ratko Varda, Michael Wright gibi. Wesson’da müthiş bir sezon geçirdi ve onunda fiyatı yükseldi. Tabi ki bu dediklerimiz diğer Türk oyuncular içinde geçerli.

Diğer sezonların aksine, bu sene 4 yabancıyla lige başladığımızı görüyoruz. Sezon içerisinde 5. Yabancı hakkımızı kullanmayı düşünüyor musunuz? Eğer düşünüyorsanız hangi mevkie olabilir?

B.B: Bunu hep soruyorlar, yabancı oyuncu hakkımı eğer gerekirse kullanırım ama mevkisi hakkında şuan da bir şey söyleyemem, çünkü açıkta bir mevkiim olsaydı, bu hakkımı kullanırdım. Dolayısıyla şuan da, boş bir mevkiim yok, ancak performanslarda bir sıkıntı olursa veya bir sakatlık durumu olursa, o zaman düşünebiliriz tabi ki de. Fakat şuan için yabancı takviyesi düşünmüyorum. Çünkü çok yabancı almak, çok iyi bir takım olacağınız anlamına gelmiyor. Dolayısıyla elimizdeki Türk oyunculardan istediğimiz verimi alamazsak, belki oraya bir takviye daha yaparız.

İyide bir Beşiktaşlı olan, Engin Atsür’ü transfer döneminde takımımıza kattık.  Geçtiğimiz sezonlarda çok fazla süre alamayan ve sakatlıklar ile uğraşan Enginden, sezon içerisinde istediğiniz verimi alabileceğinizi düşünüyor musunuz?

B.B: Ben hiçbir sorun yaşayacağımızı düşünmüyorum. Zaten sakatlık dolayısıyla bir sorun olsaydı şuanda milli takım kampında olmazdı. Her sporcuda bu tarz sakatlıklar olabilmekte. Fakat şunu söyleyebiliriz, birinci lig seviyesinde bunca yıl oynarken görmedik, bu bir risk mi? Risk tabi ki de. Ama çok da iyi bir oyuncu ve çok da iyi bir karakter olduğunu düşünüyoruz. Ki bu sene onu bizim dışımızda Türkiye’den ve yurt dışından birçok takım istedi ama Beşiktaşlı olması ve Beşiktaş’ın onun kariyerine olumlu katkıda bulunacağını düşünmesi, bizi tercih etmesinde etkili oldu diyebiliriz. Bence kendisi içinde iyi olacağını düşünüyorum.

Geçtiğimiz yıl, iyi bir yaz kampı geçirmesi gerektiğini söylediğiniz Ömer Ünver’in aşama kaydedeceğini düşünüyor musunuz? Hem süre anlamımda hem de kendi gelişimi açısından?

B.B: Şu anda iyi çalışıyor, kendi göstereceği performans, onunda takımdaki yerini belli edecek diyebiliriz.

Eski oyuncularımızdan Kerem Özkan’ın tekrar takıma katıldığını görüyoruz. Keremden beklentileriniz nelerdir?

B.B: Kerem Özkan’ı geçen senede çok yollamak istemiyordum açıkçası. Hakan hocanın tercihi bu yönde oldu. Biz onu antrenman sertliği ve kaptan Haluğ’u biraz daha dinlendirmek adına, üç numara pozisyonu için gerekli bir oyuncuydu. Ve onunda bir sene içinde basketbola acıktığı ve gelip burada iyi bir performans vereceğini düşündüğümüz için, alt yapıdan da yetişmiş olması dolayısıyla kadromuza katmayı uygun gördük.

Uzun rotasyonu açısından, Asım Pars, Hüseyin Beşok, Fatih Solak gibi, kalıplı bir beş numaranın niye kadroya katılmadığı yönünde sorular var. Bu tarz Türk bir uzunun kadroya katılması, yabancı transferinde de elimizi kuvvetlendirmez miydi diye taraftarlarının soruları var?

B.B: Asım Pars’ı aldığın zaman, başka bir takım kimyasına gitmeniz gerekli. Asım Parsı mersin aldı ve beş numara pozisyonunu Türk oyuncuyla geçmeyi uygun gördü, biz ise 4 numara pozisyonunu Türk oyuncuyla geçmeyi uygun gördük. Dolayısıyla dakika açısından, oraya hem bir yerli hem de yabancı bir beş numara almak, bütçeyi de şişirmek anlamına gelmekte. Tabi ki de transfer yapmak, belirli bir bütçe meselesi. Her istediğimiz oyuncuyu alıp kadronuzda tutamıyorsunuz açıkçası. 5 numara hakkımızı Loony Baxter’dan kullanmayı düşündük. Fatih Solağı ise, çok düşünmedik. Menejerleri açıkçası çok yüksek rakamlar istediler. Pota altı rotasyonumuzda da, Fatihe çok süre kalmayacaktı, dolayısıyla da onu düşünmedik. Hüseyin Beşok tarzı bir oyuncu aldığınız zaman, arkasına yabancı bir beş numara almamanız gerekli. Belki arkasına rokey bir pivot alabilirsiniz. Ayrıca oynayacak olduğumuz sistemin oyuncuları farklı. Biz daha atlet ve daha çok koşan, daha çabuk oyuncularla oynamayı tercih ediyoruz. Hüseyin Beşok tarzı beş numaralar ile farklı bir basketbol anlayışı benimsemek zorundasınız. Bizim guardlarımız da daha tempolu oynamayı seven oyuncular, o açıdan da pek düşünmedik diyebilirim. Tabi ki de fiyat olarak da çok yüksek oyuncular diyebiliriz.

Geçtiğimiz yıl maddi anlamda sorunlar yaşadık. Bu sezon için bütçe planlaması yaparken, bu sıkıntıları göz önüne alarak mi bütçenin kısıldığı söylenebilir, yoksa olanaklarımız buna mı yetiyor? Yani daha fazla bir bütçe yaratılabilir miydi?

B.B: Bizde her zaman net bir bütçe yok, sonuçta kulübün içinde o bütçeler artı, eksi olarak değişebilmekte. Önemli olan, ödeme düzenliliği. Biz sene başında bize verilen bütçenin içinde hareket ettik ve bu bütçenin dışına çıkmadık. Bu bütçenin dışına çıkarak, kulübü ödemelerde zorlamak istemedik. Dolayısıyla bize verilen bütçenin içerisinde, hareket ederek, daha düzenli ödemeleri olabilecek bir takım yaratmaya çalıştık ki, en azından sıkıntılar az olsun ve bu tarz durumlar yaşanmasın diye. Ama bütçede çok kısılma yok açıkçası.

Geçtiğimiz yılki sıkıntılar bu sezonda olursa, sizin ve takımınızın tavrı nasıl olur?

B.B: Tabi ki insanlar bu durumdan üzülür. Ama bu takımda şuanda olan oyuncular, bu tarz durumları pek problem etmeyecek oyuncular. Dolayısıyla minimum zarar göreceğimizi düşünüyorum. Tabi ki de bu sorunların boyutu önemli. Geçen seneki gecikmeler kadar sorunlar yaşayacağımızı sanmıyorum. Sonuçta kulübümüzden sezon sonunda kimsenin alacağı kalmamıştır, herkesin parası ödenmiştir.

Ülker grubunun, ligdeki diğer takımlara oranla, Beşiktaş’a daha az katkı yaptığını düşünüyor musunuz?

B.B: O tabi ki de sponsor firmanın kendi inisiyatifi. Galatasaray’dan bize daha az mı? Daha fazla mı maddi anlamda destek veriyor, açıkçası tam bilmiyorum. Ama geçtiğimiz yıl, Galatasaray’a bizden biraz daha fazla destek verdiğini duyuyoruz. Fakat Fenerbahçe Ülker ayrı bir isim. Kendi ellerindeki takımı, Fenerbahçe’ye verdiler. O oluşumda öyle devam ediyor. Ama baktığımız zaman adaletli bir durum değil tabi ki de. Orası da sizin takımınız, Beşiktaş da sizin takımınız sonuçta. Bir tarafa 10 milyon dolar verirken, diğer tarafa 2-3 milyon dolar vermek ayrı bir olay. Ama tabi ki de şartlar böyle. Bunun olmaması daha da kötü, olması da hiç yoktan iyidir. Tabi Ülker’in açtığı bu kapıyı, diğer firmalarda görürse rekabet ortamı daha da artar. Ülker’in de yapmış olduğu desteği, göz ardı edemeyiz. Çünkü ciddi anlamda büyük destekler veriyorlar. Beşiktaş basketbol takımı, Ülker ile birlikte, sonuçta kendini finanse edebilecek duruma geldi diyebiliriz.

Bu bağlamda düşündüğümüzde, kulübümüzün co-sponsor arayışı içinde olduğunu düşünebilir miyiz?

B.B: Sponsorluk anlaşmalarımızı, kulübümüzün pazarlama departmanı yapıyor. Bizde co-sponsorluğu da Ülker grubu yapıyor. Başka bir markayı anlaşmalardan dolayı, co-sponsor olarak alamıyorsunuz. Mesela, Cola-Turkayı kullanırken, co sponsorumuzda Çiziydi. Bu sene sanırım o değişecek ve Biskrem olacak. Anlayacağınız co sponsorluğu da, ana firmanın yan markaları oluyor. Ayrıca bizim kulübümüzün, genelindeki sponsorlarında salon içinde kullanıldığını görüyorsunuz. Sonuçta basketbolda özerk bir yapımız yok.

Eskiden bir tanede olsa, alt yapıdan, A takıma direk katkı verebilecek bir oyuncunun takıma katıldığını görüyorduk. Fakat son yıllarda bunu göremiyoruz. Burada ki sorun, oyuncuların A takıma geldikten sonra seviye atlayamamaları mı? Yoksa alt yapıdan iyi düzeyde oyuncular yetişmemekte mi?

B.B: En son olarak ne zaman A takıma alt yapıdan oyuncu geldi?

Nedim Yücel diyebiliriz.

B.B: O zaman Beşiktaş ligde kaçıncıydı ona bakmak gerekir. Yani bugün Beşiktaş takımı, play-off’a girme mücadelesi yapsa, o tarz oyuncularla oynayabilirsiniz. Ama Beşiktaş takımı artık, ligde ilk üçün içinde, Avrupa’da da final eight’i hedeflerken, Genç takımdan çıkmış yeni bir oyuncuyu, direk oraya koyamıyorsunuz. Ayrıca Nedim Yücel ve Onur Aydınların geldiği sene, Beşiktaş tamamen yerli bir kadroyla mücadele etme kararı almıştı. Küme düşmenin de olmadığı bir seneydi. Bu tarz bir uygulamaya gittiğiniz zaman, hedef küçültmeniz gerekli ya da çıkar çıkmaz A takım seviyesinde oynayabilecek bir oyuncu çıkarmanız gerekli. Oda imkânsız diyebiliriz. Dünyada da nadiren çıkıyor diyebiliriz, çünkü oyuncu yetenekli olsa bile tecrübe açısından üst seviyelerde sıkıntı yaşayabilmekte. Oyuncular geliyor ama, burada sadece antrenmanla olmuyor, onların biraz kuvvetlenmesi lazım, seviye atlaması lazım, kendileri’nin de ekstra çalışmalar yapması lazım. Biz elimizden geldiğince alt yapıdan oyuncu çıkarmaya çalışıyoruz. Biz alt yapıda iyide bir organizasyon yaptığımızı düşünüyoruz. Yavaş yavaş onların meyvelerini almamız gerekiyor. Dediğin gibide her sene, bir iki oyuncuyu kadroya katmamız gerekli. Kolay değil ama lazım.

Alt yapıdan yetiştirdiğimiz oyuncuların ayrıca kulübümüzün maddi olanakları düşündüğümüzde de, maddi anlamda kulübe maliyeti de az oluyor. 

B.B: Tabi ki, maliyeti az oluyor, ayrıca kulübün içinden çıktığı için forma sevgisi oluyor, bir sürü farklı etmenden artısı olabilmekte.

Geçtiğimiz yıl basketbol camiasında, Beşiktaş basketbol takımına yönelik en büyük eleştirilerden biride, ‘‘savunma yapmıyorlar, sadece hücuma yönelik basketbol oynuyorlar’’ söylemleriydi. Bu sezonki, yapılan takviyeleri de düşündüğümüz de, önceliğimizi savunmaya vereceğimizi söyleyebilir miyiz?

B.B: Şimdi geçen sene savunma yapmıyorlar düşüncesine katılıyorum. Fakat yapmıyorlar değil, yapamıyorduk. Bununda nedenleri, dar bir rotasyona sahip olmamız diyebiliriz. Bu durumda da oyuncuların bir kısmını, bir taraftan zayıflatıyordu. Çok tempolu bir oyun oynadığımız içinde, savunma düşüyordu. Ama savunma yapmayacağımız veya öncelikle savunmaya önem vermeyeceğimiz anlamına gelmemekte. Bir kere, iyi bir takım olmak istiyorsanız, hem savunmayı, hem hücumu iyi yapmanız gerekli. Geçen sene oradaki dezavantajımızı, hızımızla yenmek istedik ve bence başarılı da olduk. O tempoya girdiğimiz zaman, biz daha fazla sayı atıp, rakip takıma üstünlük sağlıyorduk. Dolayısıyla 100 sayı attığımız maçları, o aradaki deferans ile yakalıyorduk. Yoksa, aynı tempoda oynanan maçta, geçen seneki kadromuzla, Fenerbahçe’ye üstünlük sağlayamazdık açıkçası. Bu sene daha çok oyunculu rotasyonumuz olduğu için, daha fazla oyuncu ile oynayacağımız için, savunma sertliğimiz daha üst seviyede olacak diyebiliriz.

Son yıllarda başarılı olduğumuz sezonlarda bile, Akatlar’ın dolmadığını görüyoruz. İstanbul’un da, üniversite şehri olduğunu düşündüğümüzde, özellikle hafta sonları oynanacak maçlarda, üniversiteler ile bağlantı kurularak, taraftarı salona çekmek adına organizasyonlar yapılabilir mi?

B.B: Aslında yapılabilir, bunu da çok araştırdık. Fakat bu ekip işi, bir kişinin yapabileceği bir iş değil. Seyirci organizasyonu ve pazarlama ekip işi. Burada ciddi ekibin olması gerekli, fakat bizim böyle bir ekibimiz yok. Bazı yerlere haber vererek bugüne kadar bunu yapmaya çalıştık ama başaramadık. Aslında başaramadığımızda söylenemez. Burada ki öncelik başarı diye düşünüyorum. Takım başarılı ise taraftar geliyor. Bir önceki sene takım daha başarılı bir görüntüsü vardı, o zaman taraftar salona geliyordu. Geçen sene sezona çok kötü başlamamız, gelen seyirciyi de kaybetmemize yol açtı. Sezon içerisinde de inancını kaybeden seyirciyi de tekrar salona çekemedik. Böyle olunca da, bizim dediğimiz Beşiktaş taraftarı gelemiyor. Ayrı bir basketbol taraftarını salonlara çekmek istediğimizde de, şöyle bir paradogsumuz oluşuyor. Diğer seyircinin agresif tavırlarından rahatsız oluyorlar ve onları da salonlara çekmekte zorlanabiliyoruz. İki tarz seyircinin birlikte gelebileceği bir ortamı oluşturmamız gerekli diye düşünüyorum.

Geçtiğimiz yıl, bazı takımların bilet fiyatlarında 1 ve 5 YTL gibi daha cüzi rakamlara, taraftarlarına maç izletme imkânı tanıyorlardı. Bizde ise sezon boyunca 10 YTL civarında fiyatlar uygulanıyordu. Özellikle taraftarın ulaşım yönünden sıkıntı yaşadıklarını vurguladıklarını düşündüğümüzde, bilet fiyatlarında yeni bir düzenlemeye gitmeyi düşünüyor musunuz?

B.B: Bilet fiyatlarının taraftarlarımızca yüksek bulunmasını değerlendirebiliriz. Bu göz ardı edilmemesi gereken bir durum çünkü. Bizimde o yönde bir düşüncemiz söz konusu. Özellikle 5 YTL gibi bir rakama sabitleyerek, tüm taraftarlarımızı salona çekmeyi düşünüyoruz.

Bu sezon ilk defa Eurocup’ta ön eleme oynayacağız. Rakibimizde, Avrupa’da pek başarısı olmayan Avusturya şampiyonu. Kadrolarda henüz belli değil fakat rakibimiz hakkında neler düşünüyorsunuz?

B.B: Evet henüz kadrolar belli değil, ama rakibimiz pekte tanıdık bir takım da değil. Ayrıca takımın kendi kuruluş tarihi açısından da, yeni yeni basketbol arenasında yer alan bir takım. Çok fazla Amerikalı oyuncuları var. Fakat bu oyuncularda, kendi kolejlerinde de fazla süre almayan isimler. Sonuçta Beşiktaş bu turu geçebilecek güçte bir takım. Bizim için ön elemeyi geçip, ondan sonraki grup maçları önemli. Geçtiğimiz sezonki en iyi oyuncuları da takımdan ayrılmış durumda. Ama yinede sonuçta bir rakiptir ve gerekli araştırmaları yaparak bu turu geçeceğimizi düşünüyorum.

Bu sezon için Eurocup’ta ki hedefimiz neler olabilir?

B.B: Hedefimiz final eight. Tabi ki öncelikli olarak, ön elemeyi geçmek, daha sonra gruptan çıkarak, kademe kademe ilerlemek. Fakat kolay değil diyebiliriz. Çünkü Eurolig’den de elenecek iyi takımlar var. İnşallah da bir sıkıntı yaşamazsak ve şans da yanımızda olursa, Beşiktaş’ın bunu başarabilecek kadro yapısının ve kapasitesinin olduğunu düşünüyorum.

Taraftarların sezon başında kurulan kadroyu, son yıllardaki büyük hedefler ile yola çıkıp, sonucunda hayal kırıklığı yaşatan kadrolardan daha çok benimsendiğini söyleyebiliriz. Son yıllarda, ligimizde artan sponsorlar ile birlikte, çok büyük bütçeli kulüplerinde olduğunu düşünerek, Beşiktaş basketbol takımının gerçekçi hedefleri nelerdir?

B.B: Gerçekçi olarak baktığımızda, bizim hedefimiz ligi ilk üç sırada tamamlamak. Ama ligi birinci sırada da bitirebilirsin, üçüncüde olabilirsin. Bunu geçtiğimiz yıl yaşadık diyebiliriz. Fenerbahçe Ülker’in sezon içindeki durumu, önümüzde bir örnek teşkil ediyor. İyi bir performans sergilersek, normal sezonu birinci sırada da bitirebiliriz tabi ki de. Mantıksal hedefim bu takımın ilk dört içinde yer alması. Ben bu işi biraz daha yukarı götürerek ilk üç olarak düşünüyorum. Play-offlar da da yarı final ve finale çıkmak takımın en yüksek hedefidir diyebiliriz. Tabi burada çıkıp hedefimiz şampiyonluk demek, kamuoyunda negatif bir yaklaşım olarak algılanabilir.. Burada hedefi de mantıklı koymak gerekir. Sayın başkanımız Yıldırım Demirören’in geçen günkü açıklamasında dediği gibi, ben şampiyonlar liginde şampiyon olucam, gibi bir hedef koymak, mantıksız olabilir. Öncelikle, ayağımızı yorganımıza göre uzatarak bir hedef koymak, en akıllısı diyebiliriz. Sonuçta biz daha düşük bütçeler ile de final oynadık. Sezon içerisinde de bunu tekrar yaşayabiliriz de.

Taraftarında bu oluşumdan memnun olduğunu görüyoruz açıkçası.

B.B: Bizimde hedefimiz oydu açıkçası. Ayağımızı yorgana göre uzatarak, Beşiktaş’a uygun bir takım yaratarak, Beşiktaş kulübüne yakışan bir takımı sahada izletmek. Açıkçası ütopik hedefler koyarak, söylemlerde bulunduğumuzda, sonuçlarını hep birlikte gördük. Dolayısıyla bu işlerin olması için bazı organizasyonların devamlılığı çok önemli. Benim oyuncu olduğum dönemlerde bu tarz uygulamalar denendi, iyi oyuncular alındı çok iyi kadrolar kuruldu, fakat sonucunda hep hüsran oluştu. Nedense böyle sonuçlar doğdu hep. 1986 senesinde benimde bulunduğum kadro, ligi birinci sırada bitirdi. Efeli, Ermanlı sezonda herkes şampiyon olacağımızı düşünüyordu ama sezonu ilk turda elenerek tamamladık. Yakın tarihte, Ergin hocanın olduğu sezonda, yarı finalde elendik. Hep böyle, bir takım hüsranlar oluştu. Ama iki sene önce ciddi anlamda şampiyon olacak bir kadromuz vardı. Fakat sezon içinde guard sorunu yaşadık, eğer sezona iyi bir guard ile başlasaydık, o sezonu şampiyon olarak tamamlardık diye düşünmekteyim.

Mantıksal açıdan düşündüğümüzde, günlük performanslara bağlı olan Türkiye kupasında daha başarılı olabileceğimizi düşünüyor musunuz?

B.B: Türkiye kupasında da öncelikle hedef, gruptan çıkarak final eight oynamak. Biraz şans faktörü de önemli diyebilirim. Kendi ayarınızdaki takımları çekerseniz finale kadar uzanma şansınız var. Ama çokta güçlü takımlar ile ilk turlarda oynarsanız, sonlara doğru çok yıpranmış oluyorsunuz.

Beşiktaş’ın da kura şansı malum.

B.B: İki senedir Efesi çekiyoruz, güzel oluyor oda, ama bu sene de Efesi çekip geçelim yani (gülüşmeler)

Bu sezon Avusturya temsilcisini çekerek kura şansımızın değiştiğini düşünüyorum.

B.B: Evet güzel bir kura çektik. Yeni gelen bir arkadaşımız kurayı çekti, eli uğurlu geldi diyebiliriz.

Bazı takımların, sezon başındaki kadrolarını çok şişirdiğini görüyoruz. Sezon içerisinde kiralık olarak takımımıza katmak istediğiniz oyuncu veya oyuncular olabilir mi?

B.B: Belki bir iki oyuncu olabilir. Ama şuan için isim vermek istemem açıkçası. Açıkçası boşa çıkabilecek oyuncularında, şuan içinde elimizdeki Türk oyunculardan daha iyi oyuncular olduğunu da düşünmüyorum.

Son olarak Beşiktaş taraftarına neler söylemek istersiniz?

B.B: Bize inansınlar, bizi desteklesinler. Özellikle hakikaten desteklesinler. Bu takım desteklenmeyi hak eden bir takım. Ayrıca bu takım, taraftarı ile var olan bir takım. Onların desteği bizim için çok önemli. Onlar var olduğu sürece, özellikle Akatlarda yenilmez bir takım oluyoruz, herkesin korktuğu bir takım oluyoruz. Dolayısıyla bizi hem gönüllerinden, hem de salona gelerek desteklesinler. Ayrıca bilet fiyatlarında düzenleme yapılması gerekirse, mutlaka yapılacaktır. Yeter ki salona gelsinler.

Hocam bu değerli vaktinizi bize ayırdığınız için çok teşekkürler, sezon içerisinde de size ve takımımıza başarılar diliyoruz.

B.B: Ben teşekkür ederim.

www.bjkbasket.org özel röpörtajıdır, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.